Evrim teorileri modern öncesi toplumlardan modern topluma geçişi her ikisinin birbirinden ayrı karakteriyle izah ederler.Bunun en önde gelen klasik savunucuları:A.Comte, F.Tönnies, E.Durkhaim ve M.Weber olmuş, modernleşme teorilerine kaynaklık etmiştir.
Bu yaklaşımlar,genel toplumsal gelişmede modernleşme fikrini öne atmakta ve modernleşmede gerginlik/gerilim, yitiklik, ve çözülme/dağılma üzerinde durmaktadır.
Bu yaklaşımlar, Rostow ile ekonomik; T.Parsoss ile sosyolojik, S.P Huntighton ve diğerleriyle siyasal; D.Lerner ile psikolojik, Ogburn ile kültürel biçimler aldı.
Lernerdan Schramma, Inkelesden Mc Lellanda kadar modernleşme kuramcılarının hepsi az gelişmiş, geleneksel ve geri kalmış olarak nitelenen ülkelerde, sosyal , siyasal ve ekonomik kurumlara ve teknoloji-insan ilişkisine yönelik sorunu, nedeni ve çareyi, insanı modern yapma çerçevesi içinde görmüş, kişilerin, düşünce, davranış, alışkanlık, tutumlar, değerler ve geleneklerinde değişimi savunmuşlardır.
Modernleşme kuramcılarına göre kitle iletişimi, modernleşmenin ölçüsü ve itici gücüdür ve sosyal değişim aracı işlevine sahiptir. Lerner, Schram, Inkeles, Pye ve diğer modernleşmecilere göre iletişim, modernleşmede , batı tipi davranış tarzı ve ideolojik egemenliği yürütmeyle ilgili olarak, şu görevleri yapabilmektedir:
- Kitle iletişim,modernleşme yönünde davranış biçimleri,yeni değerler ve tutumlar işleyerek değişim atmosferi yaratabilir.
- Kitle iletişimi,kalkınma ve modernleşme yolunda,öğrenmeyle,iş yapmayla,tarımla endüstriyle,sağlıkla ilgili yeni beceriler yaratabilir.
- Kitle iletişim araçları,bilgi kaynaklarının çoğaltıcısı olarak iş görebilir.
- Kitle iletişimi,hareketli kişilik yaratmadaki maliyeti dolaylı tecrübe yoluyla azaltabilir.
- Millet duygusunu yaratabilir.
- İletişim beklenti seviyesini yükseltebilir,faaliyet için teşvik edebilir.
- Halkın çoğunun kendi önemlerini anlamalarını sağlayabilir ve siyasi faaliyeri arttırabilir.
- İletişim,ekonomik,sosyal ve siyasal kalkınmayı kendi kendini sürdüren bir süreç yapabilir.
Bu entellektüellere göre, medya modernleşme ajanı dır.Yani medyanın kullanılması, medya teknolojilerinin kullanılması ve diğer ülkelerde yaygınlaştırılması; bu teknolojileri üreten Batı için ekonomik kar demektir. Kültürel ve siyasal nedeni ise, Batı tüketim ve siyasal kültürünün benimsenmesi ile Batının global ekonomik pazarda yayılması ve üstünlük sağlamasıdır.
Comtea göre gelişme ve sosyal evrim, entellektüel evrimin özellikle de insan düşüncesinin birbirini takip eden akılcılığının ve birikerek artan gelişmesinin ürünüdür.
Spencer ise, sosyal evrimi biyolojik organizmaların evrimine benzetmiştir. Evrimi, büyüme , farklılaşma ve yeniden bütünleşmeyle açıklamıştır. Modernleşme teorileri evrimin, içsel(toplarak,iklim,nüfus miktarı ve sıklığı,teknolojik ,ekonomik faktörler) ve dışsal(savaş ve ticari ilişkiler) nedenlerle oluştuğunu savunmuştur.
Modernleşme teorileri, geleneksel insanın modern insana nasıl dönüştürüleceği üzerine eğilmektedir.Bunun bir sonucu olarak insan belli kalıplar içine uymaya zorlanır. Uymayan ve bu uyuma karşı direnenler, çeşitli meşrulaştırılmış yollarla, ve gayri meşru metotlarla uydurulmaya çalışılır.
Tönnies, sosyal değişimi cemaatten topluma geçişle açıklar.Cemaat; üyeleri arasında yakın ve kapsamlı hissi bağlar, dayanışma, uyum ve karşılıklı güven özellikleri egemendir.Topluma geçiş için, kişisel olmayan ticari ilişkiler karakteri egemendir.
Durkheim, basit ve eski toplumların yeni-modern toplumların karakteri üzerinde durmuş ve değişimi Tönnies gibi,evrimi karakterlerinden birinden diğerine geçişle açıklamıştır.
Max Weber de evrimi,modernlik öncesi toplumdan modern topluma geçişle tanımlamıştır. Weber, Batı toplumlarının genel yapısını idela tip olarak belirlemiş ve modernliği: mit, efsane, büyü ve gelenek üzerine ağırlık verme yerine akılcılığa, başarı kazanmaya, ve gelişmeye geçiş olarak tanımlamıştır. Weberin ideal tipi, 1950 ve 1960lardaki kalkınma teorileri, iletişim ve yeniliklerin yayılması yaklaşımları tarafından temel yapı olarak ele alınmaktadır. Weber kapitalizmin yükselişini ve kapital birikimi, değerlerin ve fikirlerin özelliklede Protestan ahlakın egemenliğiyle izah eder.Weberci düşünceye göre, kendini işe adamak, zenginlik elde etmek, zaman ve para biriktirmek yoluna gidildikçe toplum kalkınmaktadır.
Marx ise, kapitalist sistemin oldukça baskıcı olduğunu söyler. Durkheim,Tönnies ve benzerlerinin aksine, toplum değişimine yaklaşımı egemen modern teorilerin tersidir.Marxin değişime, en önde gelen ilgisi, toplumun kişinin ihtiyaçlarına nasıl uydurulacağıdır.Marksist toplum teorisi, bireysel, özel, eşsiz acı çekmeleri genel toplumun işlemesi olarak anlamaya çalışır.
Modernleşme fikri öncelikle Amerikan fikridir.İkinci Dünya SAVAŞINDAN SONRA,Amerikan sosyal bilimciler tarafından geliştirilmiş ve 1960ların ortasında zirveye çıkartılmıştır.Modernleşme teorilerinin amacı,değişimi müdehale ile sağlamaktır. Müdahalenenin nasıl örgütleneceği sorusuna cevap planlı ekonomi ve kalkınma içinde aranmıştır. Teori,hem kendini hem de müdahalenin örgütlenmesini yardım ideolojisiyle meşrulaştırmaktadır.
Örneğin, Daniel Lernerın Geleneksel Toplumun Çöküşü adlı yapıtında, kapitalist insan davranış tipi tanımına dayanan modernleşmeyi kalkınmayla eş tutar ve kalkınma kapitalizme geçiş olarak tanımlanır.
19.yüzyılda iletişim medeniyetin taşıyıcı ajanı olarak nitelenmektedir.Kapitalist ülkelerde ve kolonilerde, tren yolları,elektrik,telgraf,su kabloları ve buharlı gemiler dünyayı birbirine bağlayarak dünyanın geniş bir organizma olduğu imajını birlikte öngörmektedir.